Nuri Akkaş 1945 yılında doğdu. 1967 yılında, Robert Koleji’nden mezun oldu. Clemson Üniversitesi’nden 1968 yılında yüksek lisans, 1970 yılında doktora derecelerini aldı. Mühendislik Bilimleri Bölümü’nde Profesör olarak görev yaptı ve emekliye ayrıldı.
Nuri Hocamla 2008 yılı yazında tanışma şerefine nail oldum. Danışmanlık yaptığı firmada sürdürmekte olduğu projeler için asistan arayışına girmiş bir şekilde yönetimi ikna etmiş. Bizzat arayarak, gün içinde görüşmek istediğini söylemişti. Böyle başlamıştık... Bir pazartesi sabahı, şirkette odasında morali çok bozuk şekilde oturuyordu. Nasıl olduğunu sordum. “Evet, canım sıkkın, gel otur, biraz sohbet edelim” dedi. Hafta sonu önce kendi arabasını sonra eşinin arabasını yıkamış. Haliyle her tarafı tutulmuş ve midesi bozulmuş. "63 yaşında bir adam ne yapar anlat bana" diye sordu ve ekledi “Ben yirmi yaşımda da böyleydim, 40 yaşımda da aynıyım şimdi 60 yaşı geçtim hala aynıyım, bu yaşta bir adam nasıl yapmalı” diye soruyordu. Ben o zaman 27 idim, haliyle cevap veremedim ve "Ben sadece 20'yi biliyorum hocam" diyebildim. Gülümsedik, baktı benden hayır yok ekledi “Ama işin iyi yanı Avrupa’da 60 yaş üstü için seyahat biletleri indirimli oluyor.” Neşenin olmadığı yerde hemen bir noktadan yakalar işi espriye vururdu Nuri hocam. Duvarındaki takvimde ne zaman hangi ülkeyi görmeye gideceğini görebilirdiniz, aylar öncesinde yapardı planlarını. Gidemediği pek az ülke vardır tahminim. Nur içinde yat hocam...
Robert College mezunu olan Nuri Akkaş, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı doktoradan dönüşünde, yetmişli yılların başlarında katıldı Yapı Mekaniği Laboratuvarı grubuna. Değişik ama ilginç ve renkli kişiliğiyle kendini kabul ettirip uyum sağladı yeni çevresiyle. Üstlendiği her işi başarıyla gerçekleştirdi yeteneği ve çalışkanlığıyla. Her konuyla ilgili, her gelişmeden hızla haberdar olabilen ve durumu iyi değerlendirebilen bir kişiydi Nuri. Nuri akademik ilerlemesinin her kademesini zamanında ve başarıyla gerçekleştirdi taa ki, 1980 darbesi ardından YÖK oluşturulana kadar… O dönemde bir tür “şark hizmeti” getirildi; öğretim üyelerinin kendi üniversitelerinde profesör olmaları engellendi, gelişmekte olan bir üniversiteye gitmeleri zorunlu kılındı. Bu koşul hepimizi çok zorladı, ayrıca gelişmiş üniversiteleri çok hırpaladı, gelecek vadeden çok sayıda genç öğretim üyesinin ülkeden ayrılıp başka ülkelerde yerleşmesine, üniversitelerin önemli oranda kan kaybetmesine yol açtı. O kuşaktan olan öğretim üyeleri çaresiz başka üniversitelere geçerek profesör olduk, bazılarımız birkaç yıl sonra kendi üniversitelerimize geri dönebildikse de bazılarımız bu olanağı elde edemedik. O sırada ODTÜ Rektörü olan Sayın Prof. Dr. Ömer Saatçioğlu’nun, bu öğretim üyelerine geri dönüş olanakları yaratma yolundaki çabalarını anmadan geçemeyeceğim. ODTÜ hocalarından pek çoğumuz Sayın Saatçioğlu’nun çabaları sonucunda Üniversitemize geri dönebildik. Ne yapacağımıza karar veremeden çaresizce beklemekte olduğumuz o dönemde Yapı Mekaniği çay salonunun başlıca konusu buydu elbette, kim ne yapmış, biz ne yapabiliriz diye tartışıp duruyorduk. Bir sabah geldiğimizde bir deste kartvizit gördük masanın üzerinde: “Prof. Dr. Nuri Akkaş vs vs…” Ne demek olduğunu sorduğumuzda yalnızca güldü Nuri. Israr ettiğimizde açıkladı: O “Prof.” Profesör demek değil ki, “Proftitude” demek… Halimizi daha iyi anlatacak bir sıfat var mı? Özetle, ilginç bir kişilikti Nuri. İlginç bir durumu Tanvir gözlemlemiş, Nuri’nin soyadını tersinden okumamızı önermişti: Şakka! Şaka maka, sonunda hepimiz gittik çeşitli üniversitelere. Birkaç yıl sonra geri gelebildik bazılarımız, kimimiz kendi Bölümüne, kimimiz bir başka bölüme. Nuri İnşaatta yer bulamadı, çaresiz Mühendislik Bilimleri Bölümüne girdi ve kariyerinin sonuna kadar orada görev yaptı. Sevgili Nuri, seni her zaman hatırlıyor, “Prof.” esprini herkese anlatıyorum.
Prof.Dr. Nuri Akkaş Hocamla ilk tanışmam benim doktora öğrencilik yıllarımda bir makalemin düzeltmesi sürecinde oldu. 2002 yılları sonunda makaleme gelen çok kapsamlı bir hakem raporunda ne yapacağımı bilemediğim için (henüz hiç makalem yoktu indeksli dergilerde) kendisinden destek istediğim ve bana randevu verdi. O kadar yoğunluğu arasında beni sabırla dinledi ve hakem görüşlerini dikkatlice inceledi. Bana daha akademik hayatımın en başında bir bilim insanının nasıl olması gerektiği dersini tüm sabrıyla verdi, bir makale ve onun düzeltmesi sürecinde. Düzeltmeleri tamamladığımda 2003 yılları başı TÜBİTAK daki odasına gittim (galiba EU 6. çerçeve programı Türkiye başkanı(yöneticisi) idi. Yazdığım cevaplara ve düzeltmelere baktı. Tekrar önerilerini sundu. Bana doktora sonrası çalışmalarım hakkında yapmam gereken çok kıymetli açılımlardan bahsetti. Bilim insanı nedir ve nasıl olmalı sorusunun tam karşılığı idi. Nezaket ve sabırla bana vakit ayırıp, destek oldu ve beni motive edecek çok önemli sözler söyledi. Kendisini saygıyla yad ediyorum. Gönlü yüce erdemli bir insanı tanımış olmaktan dolayı çok bahtiyarım. Saygı ve muhabbetle kendisini her dem hatırlayacağız...
21.01.2026
Fatih Aydoğmuş
Nuri Hocamla 2008 yılı yazında tanışma şerefine nail oldum. Danışmanlık yaptığı firmada sürdürmekte olduğu projeler için asistan arayışına girmiş bir şekilde yönetimi ikna etmiş. Bizzat arayarak, gün içinde görüşmek istediğini söylemişti. Böyle başlamıştık... Bir pazartesi sabahı, şirkette odasında morali çok bozuk şekilde oturuyordu. Nasıl olduğunu sordum. “Evet, canım sıkkın, gel otur, biraz sohbet edelim” dedi. Hafta sonu önce kendi arabasını sonra eşinin arabasını yıkamış. Haliyle her tarafı tutulmuş ve midesi bozulmuş. "63 yaşında bir adam ne yapar anlat bana" diye sordu ve ekledi “Ben yirmi yaşımda da böyleydim, 40 yaşımda da aynıyım şimdi 60 yaşı geçtim hala aynıyım, bu yaşta bir adam nasıl yapmalı” diye soruyordu. Ben o zaman 27 idim, haliyle cevap veremedim ve "Ben sadece 20'yi biliyorum hocam" diyebildim. Gülümsedik, baktı benden hayır yok ekledi “Ama işin iyi yanı Avrupa’da 60 yaş üstü için seyahat biletleri indirimli oluyor.” Neşenin olmadığı yerde hemen bir noktadan yakalar işi espriye vururdu Nuri hocam. Duvarındaki takvimde ne zaman hangi ülkeyi görmeye gideceğini görebilirdiniz, aylar öncesinde yapardı planlarını. Gidemediği pek az ülke vardır tahminim. Nur içinde yat hocam...
25.02.2022
Prof. Dr. Tuğrul Tankut
Robert College mezunu olan Nuri Akkaş, Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptığı doktoradan dönüşünde, yetmişli yılların başlarında katıldı Yapı Mekaniği Laboratuvarı grubuna. Değişik ama ilginç ve renkli kişiliğiyle kendini kabul ettirip uyum sağladı yeni çevresiyle. Üstlendiği her işi başarıyla gerçekleştirdi yeteneği ve çalışkanlığıyla. Her konuyla ilgili, her gelişmeden hızla haberdar olabilen ve durumu iyi değerlendirebilen bir kişiydi Nuri. Nuri akademik ilerlemesinin her kademesini zamanında ve başarıyla gerçekleştirdi taa ki, 1980 darbesi ardından YÖK oluşturulana kadar… O dönemde bir tür “şark hizmeti” getirildi; öğretim üyelerinin kendi üniversitelerinde profesör olmaları engellendi, gelişmekte olan bir üniversiteye gitmeleri zorunlu kılındı. Bu koşul hepimizi çok zorladı, ayrıca gelişmiş üniversiteleri çok hırpaladı, gelecek vadeden çok sayıda genç öğretim üyesinin ülkeden ayrılıp başka ülkelerde yerleşmesine, üniversitelerin önemli oranda kan kaybetmesine yol açtı. O kuşaktan olan öğretim üyeleri çaresiz başka üniversitelere geçerek profesör olduk, bazılarımız birkaç yıl sonra kendi üniversitelerimize geri dönebildikse de bazılarımız bu olanağı elde edemedik. O sırada ODTÜ Rektörü olan Sayın Prof. Dr. Ömer Saatçioğlu’nun, bu öğretim üyelerine geri dönüş olanakları yaratma yolundaki çabalarını anmadan geçemeyeceğim. ODTÜ hocalarından pek çoğumuz Sayın Saatçioğlu’nun çabaları sonucunda Üniversitemize geri dönebildik. Ne yapacağımıza karar veremeden çaresizce beklemekte olduğumuz o dönemde Yapı Mekaniği çay salonunun başlıca konusu buydu elbette, kim ne yapmış, biz ne yapabiliriz diye tartışıp duruyorduk. Bir sabah geldiğimizde bir deste kartvizit gördük masanın üzerinde: “Prof. Dr. Nuri Akkaş vs vs…” Ne demek olduğunu sorduğumuzda yalnızca güldü Nuri. Israr ettiğimizde açıkladı: O “Prof.” Profesör demek değil ki, “Proftitude” demek… Halimizi daha iyi anlatacak bir sıfat var mı? Özetle, ilginç bir kişilikti Nuri. İlginç bir durumu Tanvir gözlemlemiş, Nuri’nin soyadını tersinden okumamızı önermişti: Şakka! Şaka maka, sonunda hepimiz gittik çeşitli üniversitelere. Birkaç yıl sonra geri gelebildik bazılarımız, kimimiz kendi Bölümüne, kimimiz bir başka bölüme. Nuri İnşaatta yer bulamadı, çaresiz Mühendislik Bilimleri Bölümüne girdi ve kariyerinin sonuna kadar orada görev yaptı. Sevgili Nuri, seni her zaman hatırlıyor, “Prof.” esprini herkese anlatıyorum.
03.10.2021
Ömer Civalek
Prof.Dr. Nuri Akkaş Hocamla ilk tanışmam benim doktora öğrencilik yıllarımda bir makalemin düzeltmesi sürecinde oldu. 2002 yılları sonunda makaleme gelen çok kapsamlı bir hakem raporunda ne yapacağımı bilemediğim için (henüz hiç makalem yoktu indeksli dergilerde) kendisinden destek istediğim ve bana randevu verdi. O kadar yoğunluğu arasında beni sabırla dinledi ve hakem görüşlerini dikkatlice inceledi. Bana daha akademik hayatımın en başında bir bilim insanının nasıl olması gerektiği dersini tüm sabrıyla verdi, bir makale ve onun düzeltmesi sürecinde. Düzeltmeleri tamamladığımda 2003 yılları başı TÜBİTAK daki odasına gittim (galiba EU 6. çerçeve programı Türkiye başkanı(yöneticisi) idi. Yazdığım cevaplara ve düzeltmelere baktı. Tekrar önerilerini sundu. Bana doktora sonrası çalışmalarım hakkında yapmam gereken çok kıymetli açılımlardan bahsetti. Bilim insanı nedir ve nasıl olmalı sorusunun tam karşılığı idi. Nezaket ve sabırla bana vakit ayırıp, destek oldu ve beni motive edecek çok önemli sözler söyledi. Kendisini saygıyla yad ediyorum. Gönlü yüce erdemli bir insanı tanımış olmaktan dolayı çok bahtiyarım. Saygı ve muhabbetle kendisini her dem hatırlayacağız...