< Geri dön

Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman

Anısına

1947 - 15 Ağustos 2020
< Geri dön

Madem geldik dünyaya, çalışalım kimyaya

Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman

Anısına

1947 - 15 Ağustos 2020
  • Yavuz Ataman 1947 yılında doğdu. Lisans öğrenimini ODTÜ Kimya Bölümü’nde 1970 yılında tamamladı. University of Cincinnati’den yüksek lisans ve Prof. Harry B. Mark, Jr. İle gerçekleştirdiği çalışma ile doktora derecelerini aldı. 1986-1988 yılları arasında Cincinnati Üniversitesi Kimya Bölümünde misafir akademisyen olarak bulundu. 1991-1994 yılları arasında Kimya Bölüm Başkanlığı ve 2002-2008 yılları arasında Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak görev aldı.

    40 yılı aşkın süre ile ODTÜ’de akademisyen olarak çalıştı. Türkiye Kimya Derneği Ankara Şubesi başkanlığı, Türkiye Kimyacılar Derneği üyeliği ve FEDEK Derneği Yönetim Kurulu üyeliği görevlerini yürüttü. Kimya alanı dışında, edebiyat ve müzik ile ilgili çalışmalarda da bulundu.

    2001 yılında, Prof. Dr. Mustafa Parlar Eğitim ve Araştırma Vakfı’ndan “2000-2001 Öğretim Yılı ODTÜ Yılın Eğitimcisi Ödülü”, 2004 yılında “ODTÜ ödülü; 2006 yılında Türk Kimya Derneği’nden kimya bilimine nitelikli katkılarından dolayı “Onursal Üye” statüsü; 2006 yılında ise “ODTÜ Akademik Performans Ödülü” aldı.


    Madem geldik dünyaya, çalışalım kimyaya

    Fotoğraf Paylaşın

    Anılar

    17.09.2020

    Mehmet Somel

    Yavuz Hoca'nin bizim kusagimiza da buyuk emegi gecmisti. Basimiz sagolsun. Eksisozluk'e 2011'de yazilmis bir tasvirini paylasmak istedim. Keske hepimiz onun oldugu kadar bilgili, neseli, dusunceli olabilsek - ODTU baska bir yer olurdu. "odtü kimya bölümünde, "yeterince çalışmıyorsunuz" diyen onlarca hocanın arasında, ilk derse "evet okumak, çalışmak lazım ama sosyal aktivitelerinizi unutmayın, hayata bir bakışınız olsun" gibi cümlerle başlayıp gönüllerde taht kurmayı başarmış prof.tur. aynı zamanda lab.ında çalışan öğrencileri evinin bahçesinde yapacağı mangal partisine çağırmak için attığı mailde "arkadaşınızı getirebilirsiniz (sevdicek yani)" yazmayı ihmal etmeyecek kadar sevecendir. aynı kişi "hocam beni analitik kimya tatmin etmiyor, başka birşey çalışmak istiyorum" dediğinde, "her zaman arkandayım, destekliyorum seni. insan sevdiği işi yapmalı. ama bizi de temelli bırakma, çalışmasan da arada ziyarete gel." diye cevaplayacak kadar yüce bir insandır. yeni yıl partilerinde gitarını kapıp şarkı söyleyecek kadar yeteneklidir.. tüm bunların yanında daha "ben anlamadım" demeden öğrencinin neyi anlamadığını kestirip, süper bir örneklemeyle beynine kazıyacak kadar sınıfa ve konuya hakimdir. evet böyle bir insan var!"

    17.09.2020

    Levent Yılmaz

    Yavuz Hocayı çok uzun yıllardır tanırım. ODTÜ kütüphane komisyonunda çok uzun yıllar (ben komisyona girdikten sonra ön ayak olduğum bazı değişiklikler hoşuna gitmese de) birlikte çalıştık. Laboratuvarındaki cihazları grubumun kullanımına açtı (ODTÜ'de nadir görünen bir davranış biçimidir ve Merkez labın olmadığı yıllarda çok önemli bir katkıdır), öğrencilerimin analitik kimya ile ilgili tüm sorularını sabırla cevaplardı. Sizi eleştirirken (hem bilimsel hem de eğitim/sosyal/siyasal konularda) öyle yumuşak ,sevecen bir üslubu vardı ki kızıp karşı çıkmak içinizden gelmezdi. Yüzünden gülümsemenin eksik olduğuna rastlamadım. Allah rahmet eylesin. Tüm ODTüye, kimya camiasına ve ailesine başsağlığı dilerim.

    17.09.2020

    Akın Akdağ

    Sevgili Hocam Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Bu üzüntü aynı zaman da geçmiş anıları ve yaşanmışlıkları hatırlatırken, bu yaşanmışlıkların muatabının artık burada olmayışı bu anıların bir ölçüde öksüz kalmasına neden olmuştur. Buda üzüntümüzü daim kılmaktadır. Yavuz hocam son ana kadar ders verdi. Kendinden formal anlamda ders almamış olmama rağmen, kendisinden çok ders aldım. Üniversite de zaten bu değil midir? Aldığım bir kaç dersi affınıza sığınarak burada paylaşmak isterim. Sene 1995, Kimya Bölümü öğrencileri olarak “Belleten” adlı dergi bir hazırlıyorduk. Hocam dergiye yazı vererek katkıda bulunmuştu. Öğrenci ile daima tatlı bir iletişimi vardı. Yine aynı senelerde, kendisi Kimya Bölümü başkanı idi. Biz öğrenciler kantinden memnun değildik ve tüm ikazlarımıza rağmen kantin düzelmemişti. Kimya öğrencileri o zaman beni temsilci seçerek, bölüm başkanlığı ile konuşmamı istemişlerdi. Kendisi ile konuşmak istediğimizi belirtiğimde, hemen beni kabul etmiş ve ne istediğimizi sormuştu. Ben de kendisine “BOYKOT” yapacağız demiştim. Hocam da “tamam ama boykota katılmayan öğrencilere herhangi bir zorlama olmasın” ricasında bulunmuş idi. Ben de kabul etmiştim. Başlarda boykota katılan öğrenci sayısı yarı yarıya iken, zamanla tek tük boykot kırıcı sayısına inmiş idi. Bunun da nedeni kimsenin kimseye bir şey zorlamaması olmuş idi. 19-20 yaşında ikna, medeni tartışmayı hocamdan öğrendim. Master tezimi yazmış idim. Yavuz hocam, beni üzgün görünce, ne oldu dedi. Ben de benim tezim ince dedim. Yavuz hocam da, içindeki kalınlık nasıl dedi. Yoksa tezleri kilo ile mi ölçüyorlar. O günden beri ben hocamın bize verdiği kalite olayını anlamış idim. Geçen senelerde yine kendisi ile konuşurken yayın sayısına karşın yola katkıyı irdelemiştik. 2012 yılında ODTÜ’ye taze bir öğretim üyesi olarak geldiğimde, odama ilk çiçeği hocam vermişti. Öğrencileri dinle, onları iyi yetiştir demişti. Her defasında bana öğrencilerimi sorardı. Hocam, üniversitede en büyük çıktının kaliteli mezun olduğunu her zaman vurgulardı. Hocamın ODTÜ kavramına çok büyük katkıları çoktur. Bu kavramın anlamsızlaşması içinde, deyim yerinde ise “son nefesine kadar” mücadele etti. Yine bir gün, bana “Akın en iyi gününde de, en kötü gününde de dersi hiç ihmal etme” demişti. Hiç ihmal etmedim. Yavuz hocamın ve diğer değerli kaybettiğimiz hocalarımızın anısını yaşatmak lazım. University of Colorado da gördüğüm ama bana göre bizde eksik olan bir konuyu da burada dile getirmek isterim. Vefat eden yada emekli olan hocalarımızın kitap, yazışmalarını vs kütüphanemizin elden geçirmesi ve değerli bulunan her şeyin kütüphane içerisinde arşivlemesi, üniversitemizin tarihi ve daha da kurumsallaşması anlamında önemlidir diye düşünüyorum. Saygılarımla


    Mesaj bırakın

  • 17.09.2020

    Mehmet Somel

    Yavuz Hoca'nin bizim kusagimiza da buyuk emegi gecmisti. Basimiz sagolsun. Eksisozluk'e 2011'de yazilmis bir tasvirini paylasmak istedim. Keske hepimiz onun oldugu kadar bilgili, neseli, dusunceli olabilsek - ODTU baska bir yer olurdu. "odtü kimya bölümünde, "yeterince çalışmıyorsunuz" diyen onlarca hocanın arasında, ilk derse "evet okumak, çalışmak lazım ama sosyal aktivitelerinizi unutmayın, hayata bir bakışınız olsun" gibi cümlerle başlayıp gönüllerde taht kurmayı başarmış prof.tur. aynı zamanda lab.ında çalışan öğrencileri evinin bahçesinde yapacağı mangal partisine çağırmak için attığı mailde "arkadaşınızı getirebilirsiniz (sevdicek yani)" yazmayı ihmal etmeyecek kadar sevecendir. aynı kişi "hocam beni analitik kimya tatmin etmiyor, başka birşey çalışmak istiyorum" dediğinde, "her zaman arkandayım, destekliyorum seni. insan sevdiği işi yapmalı. ama bizi de temelli bırakma, çalışmasan da arada ziyarete gel." diye cevaplayacak kadar yüce bir insandır. yeni yıl partilerinde gitarını kapıp şarkı söyleyecek kadar yeteneklidir.. tüm bunların yanında daha "ben anlamadım" demeden öğrencinin neyi anlamadığını kestirip, süper bir örneklemeyle beynine kazıyacak kadar sınıfa ve konuya hakimdir. evet böyle bir insan var!"

    17.09.2020

    Levent Yılmaz

    Yavuz Hocayı çok uzun yıllardır tanırım. ODTÜ kütüphane komisyonunda çok uzun yıllar (ben komisyona girdikten sonra ön ayak olduğum bazı değişiklikler hoşuna gitmese de) birlikte çalıştık. Laboratuvarındaki cihazları grubumun kullanımına açtı (ODTÜ'de nadir görünen bir davranış biçimidir ve Merkez labın olmadığı yıllarda çok önemli bir katkıdır), öğrencilerimin analitik kimya ile ilgili tüm sorularını sabırla cevaplardı. Sizi eleştirirken (hem bilimsel hem de eğitim/sosyal/siyasal konularda) öyle yumuşak ,sevecen bir üslubu vardı ki kızıp karşı çıkmak içinizden gelmezdi. Yüzünden gülümsemenin eksik olduğuna rastlamadım. Allah rahmet eylesin. Tüm ODTüye, kimya camiasına ve ailesine başsağlığı dilerim.

    17.09.2020

    Akın Akdağ

    Sevgili Hocam Prof. Dr. Osman Yavuz Ataman’ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyim. Bu üzüntü aynı zaman da geçmiş anıları ve yaşanmışlıkları hatırlatırken, bu yaşanmışlıkların muatabının artık burada olmayışı bu anıların bir ölçüde öksüz kalmasına neden olmuştur. Buda üzüntümüzü daim kılmaktadır. Yavuz hocam son ana kadar ders verdi. Kendinden formal anlamda ders almamış olmama rağmen, kendisinden çok ders aldım. Üniversite de zaten bu değil midir? Aldığım bir kaç dersi affınıza sığınarak burada paylaşmak isterim. Sene 1995, Kimya Bölümü öğrencileri olarak “Belleten” adlı dergi bir hazırlıyorduk. Hocam dergiye yazı vererek katkıda bulunmuştu. Öğrenci ile daima tatlı bir iletişimi vardı. Yine aynı senelerde, kendisi Kimya Bölümü başkanı idi. Biz öğrenciler kantinden memnun değildik ve tüm ikazlarımıza rağmen kantin düzelmemişti. Kimya öğrencileri o zaman beni temsilci seçerek, bölüm başkanlığı ile konuşmamı istemişlerdi. Kendisi ile konuşmak istediğimizi belirtiğimde, hemen beni kabul etmiş ve ne istediğimizi sormuştu. Ben de kendisine “BOYKOT” yapacağız demiştim. Hocam da “tamam ama boykota katılmayan öğrencilere herhangi bir zorlama olmasın” ricasında bulunmuş idi. Ben de kabul etmiştim. Başlarda boykota katılan öğrenci sayısı yarı yarıya iken, zamanla tek tük boykot kırıcı sayısına inmiş idi. Bunun da nedeni kimsenin kimseye bir şey zorlamaması olmuş idi. 19-20 yaşında ikna, medeni tartışmayı hocamdan öğrendim. Master tezimi yazmış idim. Yavuz hocam, beni üzgün görünce, ne oldu dedi. Ben de benim tezim ince dedim. Yavuz hocam da, içindeki kalınlık nasıl dedi. Yoksa tezleri kilo ile mi ölçüyorlar. O günden beri ben hocamın bize verdiği kalite olayını anlamış idim. Geçen senelerde yine kendisi ile konuşurken yayın sayısına karşın yola katkıyı irdelemiştik. 2012 yılında ODTÜ’ye taze bir öğretim üyesi olarak geldiğimde, odama ilk çiçeği hocam vermişti. Öğrencileri dinle, onları iyi yetiştir demişti. Her defasında bana öğrencilerimi sorardı. Hocam, üniversitede en büyük çıktının kaliteli mezun olduğunu her zaman vurgulardı. Hocamın ODTÜ kavramına çok büyük katkıları çoktur. Bu kavramın anlamsızlaşması içinde, deyim yerinde ise “son nefesine kadar” mücadele etti. Yine bir gün, bana “Akın en iyi gününde de, en kötü gününde de dersi hiç ihmal etme” demişti. Hiç ihmal etmedim. Yavuz hocamın ve diğer değerli kaybettiğimiz hocalarımızın anısını yaşatmak lazım. University of Colorado da gördüğüm ama bana göre bizde eksik olan bir konuyu da burada dile getirmek isterim. Vefat eden yada emekli olan hocalarımızın kitap, yazışmalarını vs kütüphanemizin elden geçirmesi ve değerli bulunan her şeyin kütüphane içerisinde arşivlemesi, üniversitemizin tarihi ve daha da kurumsallaşması anlamında önemlidir diye düşünüyorum. Saygılarımla


    Mesaj bırakın